29 Mayıs 2018 Salı

Profert Gübre Mikro Besinler

Mikro Besinler

Mikro Besinler ile ilgili görsel sonucu
Mikro Besin Ögeleri  Bitkiler İçin Çok Önemlidir
*Mikro elementler; makro elementlere göre bitkiler tarafından az miktarda alınırlar. Fakat az miktarda ihtiyaç olmasına rağmen eksikliğinde çok büyük arazlar oluştururlar. 
*Mikro element noksanlıkları giderilmezse çok ciddi Kalite ve  verim düşüşleri yaşanır. Daha ileri durumlarda ise bitkilerde ölümler meydana gelir.
*Mikro elementler e bitkilerin ihtiyacı az olduğu için yapraktan alınabilir özel ürünler ile yaprak gübrelemesi şeklinde verilmesi topraktan alınamama durumlarında bile sorunları çözmeye  yeterlidir. 
*Mikro besinler sadece çok küçük (mikro) miktarlarda gerekli olan fakat bitki büyümesi için mutlaka gerekli olan elementlerdir. 
*Bu elementlere, bazen mikro elementler veya eser elementler denir. 

*Mikro besinler  Bor (B),  Bakır (Cu),  Demir(Fe) Klorür (Cl),  Manganez  (Mn),  Molibden  (Mo) ve  Çinko  (Zn)   dur.  

*Organik madde, yabancı ot parçacıkları ve ağaç yaprakları gibi toprağa geri karıştırılan maddeler  mikro besinler (aynı zamanda makro besin )sağlamanın mükemmel bir yoludur. 
BOR(B) 
Noksanlık Belirtileri 
Bitkilerin büyüme noktalarına zarar verir, bitkilerde büyüme çok yavaşlar.Yapraklar ve dallar kolay kırılan, gevrek bir yapı alırlar. Noksanlığın çok şiddetli olması halinde büyüme noktaları ölür ve büyüme tamamen durur. Çiçek ve meyve oluşumu engellenir. Yaprak kıvrılır, kalınlaşır ve koyu mavi-yeşil bir renk alır. 
Nedenleri 
Yüksek toprak pH'sı, kumsal toprak, yüksek seviyede azot yada kalsiyum varlığı, soğuk, nemli hava ve uzun süren kuraklık nedenleridir.
Bitki Beslemedeki Rolü 
Meristem gelişimi, karbonhidrat metabolizması,nükleik asit sentezi, protein oluşumu 
Bitki Metabolizmasında Borun Önemi 
*Şekerlerin taşınmasında 
*Hücre duvarı sentezinde 
*Lignifikasyon olgusunda 
*Hücre duvarı yapısının oluşumunda 
*Karbonhidrat metabolizmasında 
*RNA metabolizmasında 
*Solunumda 
*JAA(indolasetik asit) metabolizmasında 
*Fenol metabolizmasında 
*Biyolojik membranların yapısal ve fonksiyonel özellikleri üzerinde önemli ve belirgin işlevlere sahiptir. 
*Bor, hücre duvarı kompanentleri ile tepkimeye girerek polihidroksil bileşikleri oluşturmak suretiyle hücre zarının ince yapıda olmasında ve güçlü bir şekilde sentezlenmesinde rol oynar. 
*Yeterli düzeyde bor içermeyen bitkilerin hücre duvarlarında belirgin şekil bozuklukları ortaya çıkar. 
*Meristematik dokuların gelişmesinde, 
*Polen tüplerinin büyümesinde, 
*Polenlerin gelişme ve çimlenmelerinde bor önemli etkinliğe sahiptir. Bor bu nedenle vejetatif gelişmeye göre generatif gelişmede daha büyük önem taşımaktadır. 
*Bor eksikliğinde bitkilerin kök uzamalarında gerileme ya da durma ve köklerin çalılaşmış bir görünüm alma durumu gözlenmektedir. Çünkü kök uzaması hücre duvarı sentezi ve hücre bölünmesi ile doğrudan ilişkilidir. 
Bor Noksanlığı 
*Tütünde tepe hastalığı 
*Şeker pancarında öz çürüklüğü 
*Elmalarda mantarlaşmış çekirdek evi 
*Karnabaharda kahverengi çürüklük 
*Kerevizde çatlak gövde 
*Turpta kahverengi öz 
*Patatesin içinde kahverengi lekeler 
*Yoncada uç yaprakların sararması gibi sorunlar bor noksanlılğının ileri gelen beslenme bozukluklarıdır. 
Bor noksanlığına en duyarlı bitkiler; 
*Şeker pancarı 
*Hayvan Pancarı 
*Kanola 
*Ayçiçeği 
*Kereviz 
*Ispanak 
Karnabahar, şalgam, lahana, brüksel lahanası, havuç, pırasa, marul, turp bitkileri de bor noksanlığına duyarlı bitkilerdir. Meyve ağaçlarından zeytin, elma ve armut bor noksanlığına duyarlıdırlar. 
Bor noksanlığı; 
*Bitkilerin büyüme noktalarına zarar verir. 
*Bitkilerde büyüme çok yavaşlar. 
*Yapraklar ve dallar kolay kırılan, gevrek bir yapı alırlar. 
*Noksanlığın çok şiddetli olması halinde büyüme noktaları ölür ve büyüme tamamen durur. *Ççiçek ve meyev oluşumu engellenir. 
*Yapraklar kıvrılır, kalınlaşır ve koyu mavi-yeşil bir renk alır. 
TAHILLARDA
 Tahıllarada gövdede kısalma, genç yapraklarda rengin yeşil olması, başaklarda ve tanelerde küçülme, başakların normalden uzun süre yeşil kalması gibi arazlar görülür. 
Bu devrede bor alımını artıracak uygulamalar yapılırsa, yeni küçük yan başak oluşumu görülür. 
MISIRDA 
Mısırda boğum aralarının kısalır ve bitkide bodurlaşır, orta yaprakların her iki yüzünde orta damar çevresinde nekrotik lekeler görülür. 
En genç yapraklar kuruyup kıvrılır ve ölür. 
Koçanlar küçük, çarpık şekilli koçanda tane sayısı olağanüstü az olur. 
ÇELTİKTE 
*Çeltikte boyuna büyüme geriler, bitkiler çalımsı bir görünüm alırlar. 
*Renkleri koyu yeşil olur. 
*Genç yapraklarda ve büyüme noktalarında çok sayıda sarımsı beyaz renkli lekeler görülür. Lekeler yaprakların her iki yüzünde, yaprak uçlarında ve orta damar cıvarında yoğunlaşır. 
*Yeni çıkmakta olan yapraklar tamamen beyaz, kıvrık olup açılınca alt yarıları kahverengileşir ve ölürler. 
*Noksanlığın ileri devrelerinde, küçük beyaz lekeler tüm yaşlı yapraklara da sıçrar. 
*Bitki yeni yan dallar çıkarır, bu yan dallarda da aynı arazlar görülür. 
*Tohum oluşumu tamamıyla durur. 
AYÇİÇEĞİNDE
 *Bodurlaşama 
*Yan dallarda artma
*Genç yapraklarda sararma 
*Küçülme ve şekil bozukluğu 
*Yapraklarda içe doğru kıvrılma 
*Bazen nekroz oluşumu görülür 
*Bu semptonlar, noksanlığın şiddetli ve devamlı olması durumunda yaşlı yapraklara da sıçrar. 
*Çiçeklenme düşük, çekirdek sayısı az ve içi boş olur. 
PANCARDA 
*Pancarda görülen öz çürüklüğü bor noksanlığının sebep olduğu bir hastalıktır. 
*Pancarlarda bor noksanlığı özellikle kurak yıllarada ve uzun süren kurak dönemlerden sonra görülür. 
*Bu bakımdan bor noksanlığının sorun olduğu yerlerde sulama aralıklarının ayarlanmasına özel dikkat gösterilmelidir. 
*Noksanlık halinde önce büyüme geriler 
*Genç yapraklar birbirine yakın bir şekilde oluşurlar ve alt kısma doğru daralırlar. 
*Damarlar arasında sarımsı yeşil ve sarı renkli lekeler oluşur. 
*Yapraklar kıvrılır 
*Genç ve orta yaprakların sapları üzerinde yara kabuğuna benzer, gri-koyu kahve kabarcıklar oluşur. 
*Yumru içinde kahverengi halkalar şeklinde başlayan öz çürüklüğü, ilerledikçe dokuları tamamen öldürür ve pancarın içinde siyah çürük bir kısım oluşur. 
Öz çürüklüğü depolama sırasında artar. Çok ciddi ürün kaybına neden olur. 
KARNABAHARDA  
*Çekici bir görüntü veren süt beyaz renk bozularak kahverengileşme olur. 
*Doku oldukça gevşek ve sapa doğru iç boşluğu oluşur(içi boş gövde) 
*Yaprak kenarlarında bazen sarımsı kırmızı parlak lekeler oluşabilir. 
Brüksel lahanasının açık meyve oluşumu 
Havuçta gövdede geniş ve derin çatlaklar oluşması 
Kerevizde içte kahverengileşme bor noksanlığının verdiği zararlardandır. 
PATATESDE 
*Patateste boy kısalır. 
*Yan dallanma artar. 
*Bitki çalımsı bir görüntü alır. 
*Yapraklar kalın ve gevrek olur ve bazı durumlarda kenarları içe doğru kıvrıktır. 
*Yaprak sapları düzleşir. 
*Genç yapraklar ve büyüme noktaları başlangıçta koyu yeşil renkli olurlar, sonraları kloroz gelişerek ölürler. 
*Yaprakçıkların kenarlarında kahve rengi noktacıklar şeklinde nekrozlar oluşur, daha sonra bunlar birleşerek büyürler. 
*Eğer bor noksanlığı bu aşamada giderilirse, yeni sürgünler çıkar. 
*Noksanlığın sürekli olması halinde yaşlı yapraklarda sararır ve solar. 
*Yumru içindeki yuvarlak halka şeklindeki damarlar kahverengine döner. 
*Kabuk koyu renklidir ve kaba bir yapıya sahiptir. 
*Kesilen yüzeyler kısa sürede kırmızımsı koyu kahverengine döner. 
PAMUKTA
 *Pamukta büyüme gerilemesi 
*Yan sürgünlerde artma 
*Tepe tomurcuklarının ölmesi 
*Kalın ve gevrek yapılı içe kıvrık yaprakların oluşumu bor noksanlığının belirtilerindendir.
*Tomurcuklarının çoğu açılamaz. 
*Kapsüller bozuk şekilli olur ve çoğu olgunlaşmadan açılır. 
*Lif kalitesi düşer, ürün azalır ve kapsüller olgunlaşmadan dükülür. 
*Yapraklarda ve bitkinin genel görünümünde açıklanan arazlar olmadan da kapsül dökümü ve lif azalması ve kalite bozulması görülebilmektedir. 
SALATALIK 
*Salatalık bitkisinde büyüme noktaları ölür. 
*Genç yapraklar grimsi kahve renkli içe doğru kıvrılırlar ve çabucak ölürler. 
*Yaşlı yapraklar klorozludur. 
*Boğum araları kısa bitki kısa boylu olur. 
DOMATESTE 
*Genç yapraklar kalınlaşmış ve kırılabiir yapıda oluşurlar. 
*Kahverengi nekrotik lekeler vardır. 
*Yeşil yapraklar sarı renkli olup, kenarlarda renk kahveye dönüktür. 
*Gövde zayıf bir yapıya sahiptir. 
*Noksanlığın çok şiddetli olması halinde büyüme noktaları ölür, gövdede morumsu renk oluşur. 
*Meyve sayısı az ve içlerde kararma görülür. 
MARULDA 
*Dış yapraklar normalden koyu yeşil renkli olur. 
*Genç yapraklar lekeler şeklinde kloroz gösterirler veya tamamen sarı renkli ve deforme şekilli, kalın dokulu ve kırılgan olurlar. 
*Kenarlarda, kenar yanıklarını andıran kahve renkli lekeler vardır. 
*Bu belirtiler kalsiyum noksanlığının neden olduğu kenar yanıkları ile karıştırılabilir. 
ŞEFTALİ 
*Meyvelerinde kahve renkli lekeler veya mantarımsı doku oluşur. 
*Bazı durumlarda meyvelerde çatlama ve büzülme görülebilir. 
*Olgunlaşma düzensizdir. 
TURUNÇGİL 
*Türlerinin genç yapraklarında yarı şeffaf görünümlü lekeler oluşur. 
*Damarlar kalın, çatlak ve mantarımsı yapıda olurlar. 
*Genç yapraklarda solma, içe doğru kıvrılma ve uçlardan başlayarak ölüm görülür. 
*Sürgünlerde ve meyve sapında zamk akıtma görülür. 
*Çiçek dökümü görülür. 
*Meyveler küçük ve sert olurlar. 
*Meyve içinde kahverengi lekeler, içte ve dışta zamk damlacıkları görülür. 
ARMUT VE ELMA AĞAÇLARINDA 
*Bor noksanlığı birbirine benzer. 
*Çiçekler soğuktan zarar görmüş gibi aniden solar ve siyah kahve renk alırlar. 
*Fakat bu haliyle dökülmeyip bir süre dalda dururlar. Don zararı aynı görüntüyü yaratmakla beraber, dondan etkilenmiş çiçekler hemen dökülürler. 
*Şiddetli noksanlık halinde yaprak çıkışı gecikir. 
*Vegatatif büyüme noktaları ölür, sürgünler kısa olur. 
*Yapraklar küçük ve bozuk şekilli olurlar. 
*Ancak yapraklarda kloroz görülmez. 
*Elma ve armut meyvelerinde büyük şekil bozuklukları ve iç dışta mantarlaşma görülür. 
*Meyveler normalde küçüktür ve bazen çatlamalar olur. 
*Bor noksanlığından ileri gelen dış mantarlaşmalar, kalsiyum noksanlığından ileri gelen acı benek hastalığı ile karıştırılmamalıdır. Acı benek dalda yada geç dönemde, veya afa çok hasattan sonra, depolama sırasında ortaya çıkar. 
ASMADA
*Genç yapraklarda damarlar arasında sarı lekeler şeklinde kloroz ortaya çıakr. 
*Kloroz yaprak kenarlardan başlayıp ortaya doğru yayılır. 
*Çoğu kez klorozla birlikte şekil bozukluğu görülür. 
*Sonraları yaprak kenarları kahverengine döner ve kurur. 
*Yaprak sapları kısa ve kalın olur. 
*Vegetatif gelişme noktaları kalınlaşır ve ölür, buna bağlı olarakta yan sürgünlerin sayısı artar. 
*Ancak bu yan sürgünler de arazlı olurlar. 
*Meyve az olur. 
*Salkımlarda üzüm tanelerinin çoğunluğu buruşuk ve çekirdeksizdir, sadecec aralarında bir kaç tanesi normal durumdadır. 
ÇİLEK 
*Bitkisinde genç yapraklar küçük, uçları ve kenarları kahve renkli ve kurumuş vaziyettedir. 
*Bazen yaprak ayası açık renkli bir kloroz gösterir. 
*Çiçek az ve solgun olur. 
*Meyveler küçük ve deforme olmuş durumdadır. 
TÜTÜNDE 
*Genç yapraklar sarımsı yeşil veya tamamen sarı renkli,küçük, bozuk şekilli ve kıvrık vaziyette olurlar. 
*Gövdede kalınlaşma vardır. 
*Büyüme noktaları ölür, bazı yan sürgünler çıksa da onlar da çabucak aynı şekilde ölürler. 
BORUN TOKSİK ETKİLERİ 
Bor toksik etkisi diğer besin maddelerinden daha önemlidir. Çünkü bitkiler için yeterli ve gerekli bor miktarı ile zararlı olacak toksik seviye arasındaki fark çok azdır. Toprakta bor miktarı 1 ppm'den düşük ise bor noksanlığı, 5 ppm'den yüksek ise bor toksitisitesi söz konusu olabilmektedir. 
Bu sebeple topraktan bor gübrelemesi yaparken toksik etki ortaya çıkması olasılığı yüksektir, birkaç yıl üst üste bor içeren gübreler verilecek olursa, sonraki yıllarada yetiştirilecek bitkilerde fazla bordan ileri gelen zararlanmaların görülmesi çok mümkündür. Bu nedenle toprağa yapılacak bor gübrelemelerinde oldukça dikkatli davranılmalıdır. Yaprak gübrelemesi youyla bor verilmesi durumunda gübreleme sadece o bitkiye yapıldığı için böyle bir risk yoktur. Bor toksisitesi daha çok kurak ve yarı kurak bölgelerin topraklarında görülür. Bor toksisitesinde yaprak uçları sararır ve nekrozlar oluşur. Semptonlar daha sonra yaprak kenarlarına ve orta damara doğru yayılır. Yapraklar yanık bir görünüm alırlar ve erken dökülürler. Bu semptonlar yaşlı yapraklarda görülür. 
BAKIR(Cu) 
Noksanlık Belirtileri 
Bakırın bitki bünyesinde hareket kabiliyeti iy olmadığından noksanlık belirtileri yeni meydana gelen yapraklarda oluşur. Grimsi yeşil renk, hatta beyazlaşma gibi renk değişimleri ve solma görülür. Gelişme zayıflar, meyve ağaçlarında dallarının uç kısımlarında kurumalar olur. Bazı durumlarda uç kurumalarının görülmesinden önce, normalden büyük yapraklar oluşur. 
Nedenleri
Bakır noksanlığı, genellikle toplam Cu içeriği düşük, kaba tekstürlü, kireçli ve bakırın organik komplekslere bağlandığı organik madde yönünden zengin topraklarda görülür. Yüksek miktarda azot gübrelemeside bakır noksanlığını güçlendirir. 
Bitki Beslemedeki Rolü 
Bakır bitkilerde pek çok biyokimyasal reaksiyonların, enzim oluşumunu düzenleyen proteinlerin önemli bir bileşenidir. Bitkiler bu özel enzimlerin varlığı olmadan büyüyemez. 
Bor Noksanlığında Ortaya Çıkan Arazlar 
Bakır noksanlığında ortaya çıkan en tipik araz dallarda görülen uç kurumasıdır. Bakır noksanlığında meyve ağaçlarında dallar uçlarndan itibaren kurumaya başlar ve kuruyan kısımlarda sonradan aşağıya kıvrılırlar. Ölü kısımların hemen altında bulunan gözlerden yeni sürgünler meydana gelirsede bakır noksanlığı devam ettiği takdirde bunlarda da uç kuruması görülür ve böylece ağaç birkaç yıl içerisinde çalımsı bir hal alır. 
Bakır noksanlığı ağaçların, çinko noksanlığına nispetle, daha çok küçük kalmalarına ve cüceleşmelerine sebep olur. Bakır noksanlığında ayrıca yapraklarda kloroz ve arazı ortaya çıkar ve noksanlık şiddetli olduğu zaman yapraklar dökülürler ve aynı zamanda sürgünlerde ölürler. 
Bakır noksanlığında tahıllarda bazı hastalıklar ortaya çıkmaktadır ki bunlardan en önemlisi "toprak ıslağı" hastalığıdır. Bu hastalığa bu ismin verilmesinin sebebi ise hastalığın özellikle yeni ıslah edilmiş organik tabiattaki topraklarda görülmesidir. Toprak ıslahı hastalığının en önemli arazı ise yaprakların ve özellikle yaprak uçlarının gri veya beyaz bir renk almaları ve sonradan da yaprakların arkaya doğru kıvrılmalarıdır. Diğer mikro elementler gibi bakır fazlalığıda bitkiler üzerine toksik bir etki yapmaktadır. ve yine demir ve manganda olduğu gibi, bitki beslenmesi bakımından topraktaki bakırın mutlak miktarından çok bunun diğer ağır metal miktarlarından olan oranı önemlidir. 
DEMİR(Fe) 
Noksanlık Belirtileri
 Demir noksanlığında genç yapraklarda kloroz görülür. Yapraklarda en ince damarlar dahil tüm damarlar yeşil kalır, damar aralarında renk sarıya döner. Yapraklarda nekrozlar görülür, noksanlığın çok şiddetli olması halinde sürgün üçları ölür. 
Nedenleri 
Yaprak toprak pH' sı, kireçli topraklar,yüksek bar seviyesi, Kötü drenajlı toprak. 
Bitki Beslemedeki Rolü
Klorofil sentezi için gereklidir. Fotosentezde gereklidir. Proteinlerin yapısında bulunur. 
Demir Noksanlığı Belirtileri
Demir noksanlığı ilk olarak yapraklarda tipik kloroz arazının ortaya çıkmasına sebep olur ve bu araz önce genç yapraklarda görülür.Bu durum demirin bitki bünyesinde hareket edemediğini dolayısıyla bitkinin yaşlı kısımlardan genç, yeni gelişmekte olan kısımlarına taşınmadığını açık olarak göstermektedir. 
Demir noksanlığının şiddetli olmadığı hallerde renk değişikliği genç yapraklarda damarlar arasında olur ve damarlar arasında yeşil rengin yerini sarımsı yeşil bir renk alır. Buna karşılık, ince damarlar da dahil olmak üzere yaprak damarları normal yeşil renklerini muhafaza eder ve bu zamanlarda yapraklar bir ağ görünüşündedirler. Noksanlık şiddetli ve sürekli olduğu zaman ise yaprakların renkleri saman sarısına döner ki bu zamanda yaprak damarları da yeşil renklerini hemen hemen tamamen kaybederler. 
*Demir noksanlığının şiddetli olduğu hallerde sürgünlerde de kuruma görülür. 
*Meyve ağaçlarında, demir noksanlığına diğer bitkilere nispetle daha çok rastalanmaktadır. Özellikle turunçgiller demir noksanlığına karşı çok hassasiyet gösterirler. Aynı durum elma ve ayva ağaçlarında da görülür. 
Demir Noksanlığının Nedenleri 
Önemli olan bir husus gerek meyve ağaçlarında gerekse diğer bitkilerde sık sık ortaya çıkan demir noksanlığının bu besin maddesinin topraktaki miktarının düşük bulunmasından çok çeşitli faktörlerin etkileriyle bitkinin toprakta bulunan demirden faydalanamamasıdır. Bu duruma göre pratikte demir noksanlığını önlemeye yarayacak bazı tedbirlerin alınması gerekir. 
Bu tedbirler sırasıyla; 
1) Toprak reaksiyonunun düzenlenmesi 
2) Toprakta ağır metallerin konsantrasyonlarının çok fazla artmasına meydan verilmemesi toprağa demirle birlikte "Kileyt" adı verilen bazı organik bileşiklerin ilave edilmeleridir. 
3) Bu organik bileşikler tabiattaki bileşiklerin esas fonksiyonları demirin toprakta diğer maddelerle reaksiyona girmesini dolayısıyla bitki tarafından alınamaz bir hale geçmesini önlemeleridir. 
4) Öte yandan söz konusu bileşikler yalnız bitkinin toprakta bulunan demirden faydalanmasını sağlamakla kalmayıp bunlar aynı zamanda bünyeye giren demirin bünyedeki hareketinide düzenlemekte 
5) Ayrıca bunun bitki bünyesinde bulunan ağır metallerin etkileriyle çökelmesini de engellemektedirler. 
6) Yalnız toprağa ilave edilecek organik tabiattaki bu bileşiklerin çeşit ve miktarlarının doğru olarak tayinini ve bunun içinde özellikle toprağın kalsiyum karbonat kapsamının dikkate alınması gerekmektedir. Aksi halde bu madelerin bitkinin gelişmesi üzerine olumsuz etkiler yapmaları ihtimali vardır. 
MANGAN(Mn) 
Noksanlık Belirtileri 
*Mangan noksanlığında yapraklarda damarlar arasında sararma görülür. 
*Dikotiledon bitkilerde mangan noksanlığında damarlar arası kloroza ilave olarak, yapraklarda sarı noktalar halinde lekeler oluşur. 
*Monokotiledon bitkilerde, özellikle yulafta yaprakların alt bölümlerinde yeşilimsi yeşil gri benekler ve çizgiler oluşur(gri benek hastalığı) ileri aşamada yapraklar orta kısımlarından kırılarak üst bölümleri aşağı sarkar. 
*Buğday ve arpa bitkilerinde noksanlık semptonları da yulaftakine benzer, ancak daha az belirgin haldedir. 
Nedenleri 
Kumlu ve humuslu zengin topraklar, Yüksek toprak pH'sı, Soğuk ve yağışlı mevsim, Zayıf topraklar 
Bitki Beslemedeki Rolü 
Bir çok enzimin aktivatörüdür. Nitratın indirgenmesinde katalizördür. Fotosentez için olmazsa olmazdır. Protein sentezinde önemli bir rolü vardır. 
Mangan noksanlığında bitkilerde ortaya çıkan arazlar 
Mangan noksanlığı da ilk olarak yaşlı yapraklarda renk değişikliklerine neden olur. Mangan noksanlığında yapraklarda kendisini gösteren kloroz arazı, damarlar arasından başlamak üzere, özellikle gelişmenin ilk dönemlerinde demir noksanlığı ile ilgili araza büyük bir benzerlik gösterir. Yalnız demir noksanlığına ait arazın ilk olarak genç yapraklarda ortaya çıkmasına karşılık mangan noksanlığı arazı önce yaşlı yapraklarda kendini göstermektedir. 
Tahıl bitkileri içerisinde mangan noksanlığına karşı en çok hassasiyet gösteren yulaftır. Mangan noksanlığı ile ilgili olarak yulafta ortaya çıkan hastalığa "Gri Benek" hastalığı denilmektedir. Bu araz genellikle ilkbaharda bitkiler yaklaşık olarak 15-20 cm yükseklikte iken yaşlı yapraklarda görülür. Önce yaprak damarları arasında renk açalır ve bu kısımlarla birlikte daha şiddetli olarak yaprak kenarlarında gri veya açık renkli benekler veya çizgiler meydana gelir. Noksanlığın daha ileri periodlarında ise bütün yaprak dokuları emer bir renk alırlar ve bu şekilde esmerleşen kısımlar helezon şeklinde bükülürler. Mangan noksanlığının son devresinde ise yapraklar tamamiyle kaybederler. 
Öte yandan mangan noksanlığında buğday, arpa ve diğer tahıl bitkilerinde ortaya çıkan araz yulaftakine çok benzemektedir. 
Mangan noksanlığında şeker pancarı ve diğer pancar bitkilerinde kendini gösteren araz da çok karakteristik olup buna "Sarı Leke" hastalığı denilmektedir. Bu bitkilerde yapraklar normale nispetle çok daha dik bir durum alırlar ki bu doğrudan doğruya yaprak kenarlarının üste doğru bükülmeleriyle ilgilidir. Böyle yapraklarda ayrıca renk değişiklikleri de olur. ve yaprak damarları arasında yeşil rengin yerini sarı bir renk alır. 
Mangan noksanlığı meyve ağaçları yapraklarında da tipik kloroz arazının ortaya çıkmasına sebep olur. Örneğin elmada yaprak damarları arasında renk değişir ve bu değişiklik yaprak kenarlarından başlayarak orta damara doğru ilerler. Daha ileri devrede ise yalnız yaprak damarları yeşil renktedirler. 
Mangan noksanlığı arazı kuvvetli bir gelişme gösteren genç sürgünlerdeki yapraklarda çok daha hafiftir. Bu durum ise mangan noksanlığını demir noksanlığından ayırmada işe yarar, çünkü demir noksanlığından ilk önce en genç sürgünlerdeki yapraklar zarar görürler. 
İlginç olan bir nokta da meyve ağaçlarında bazen mangan ve demir noksanlıklarının aynı zamanda ortaya çıkmasıdır. Bu durumda hem genç hem de yaşlı yapraklarda kloroz arazı kendini gösterir ve genç yapraklardaki araza demir, yaşlı yapraklardaki araza ise mangan noksanlığı neden olmaktadır. 
Molibden(Mo) 
Molibden bitkiler için çok az miktarda ihtiyaç duyulan bir mikro besin elementidir. 5gr/dekar molibden bir çok bitki için yeterli bir orandır. Fakat eksikliğinde bitkilerde büyük sıkıntılar meydana gelir. 
Molibden bitkilerde azot beslenmesi ve kimyasal değişiklikleri için gereklidir. Bitkinin topraktan alınan nitrat azotunu kullanmasını sağlar. Molibden noksanlığında nitrat birikmesi meydana gelir ve bitkilerde azot fitotoksititesi gözlenir. Bitkilerde protein sentezlenmesi sıkıntıya girer. Bitki bodur olur. Sonuçta azot eksikliğine benzer belirtiler meydana gelir. Bununla birlikte yaprak kenarlarında nitrat fazlalığından yanmalar gözlenir. 
Bitkiler sağlıklı yeşil renk oluşturamazlar. Büyüme geri kalır. 
ÇİNKO(Zn) 
Noksanlık Belirtileri 
Çinko noksanları semptonları yapraklarda damarlar arasında kloroz şeklinde ortaya çıkar. Yapraklarda damarlar yeşil kalırken, damarlar arasında renk açık yeşil, sarı ve hatta beyaza döner. Noksanlık belirtileri genç yapraklarda kendini belli eder. Meyve ağaçlarında yaprak oluşumu olumsuz etkilenir. Sürgün uçlarında rozet teşekkülü görülür. Ağacın yaprak sistemi seyrekleşir. Tomurcuk sayısı azalır ve bazı tomurcuklar açılmadan kalır. 
Sürgünler ölür ve yapraklar erken dökülür. 
Nedenleri 
Yüksek pH'a sahip ve kireci yüksek topraklarda çinko oldukça düşük miktarlarda bulunur. Yıkanmış, asidik topraklarda da bitkiye yarayışlı çinko miktarı oldukça düşüktür. Fazla miktarda fosforlu gübreleme çinko noksanlığı yaratır. Toprağa fazla miktarda organik gübre uygulamasının ardından bitkilerde çinko noksanlığı görülebilir. Toprağın yetersiz havalanması, düşük sıcaklık, su yetersizliği gibi faktörler de çinko noksanlığı yaratırlar. 
Bitki Beslemedeki Rolü 
Birçok enzim sistemlerinin doğru işleyiş için gerekli olan nükleik asitlerin sentezi için gereklidir. Auxin( bitki hormonu) metabolizması için gereklidir. 
Çinko klorofilin yapısında yer alır. Zn++ iyonları şeklinde organik asitlere bağlı (EDTA etilen diamin tetra asetik asit, sitrik asit v.b.) bir şeklinde bitki bünyesinde xylem(ksilem) dokusunda taşınır.
Çinko bitki fizyolojisi açısından son derece önemli bir elementtir. 
Bitkilerde, enzimlerin yapı elementi olarak ve aktive edilmesinde, protein sentezinde, karbonhidrat metabolizmasında ve IAA sentezinde görevlidir. 
Çinko eksikliğinde, kök gelişmesi ve çimlenme zayıf olur. Meyve ve tohum oluşumu engellenir. Buğdayda kardeşlenme zayıf olur. Bitkilerin hastalıklara ve soğuğa dayanıklıkları azalır. 
Yaşlı yapraklarda ve damar aralarında sararmalar, boğum aralarında kısalmalar, yapraklarda kıvrılmalar, küçülmeler, meyve ağaçlarında genç sürgünlerde rozetleşmeler görülür. 
Çinko noksanlığında bitkilerde ortaya çıkan arazlar
Çinko noksanlığında bitkilerde ortaya çıkan en karakteristik araz özellikle meyve ağaçlarında ilkbaharda sürgünlerin uçlarında"rozet" adı verilen küçük ve aynı zamanda sık yaprak kümeciklerinin meydana gelmesidir. Böyle yapraklar normal yapraklara oranla 20-30 defa daha küçüktür ve bunların damarları arasındaki renk yeşilden sarıya dönmektedir. 
Çinko noksanlığı ayrıca yaprakların normal büyüklüklerini almalarını engellediği gibi bunların şekillerinin de değişmesine sebep olur. Çinko noksanlığında ağacın yaprak sistemi seyrekleşir ve boğum araları da kısalır. Çinko noksanlığına maruz kalan ağaçların verimlilikleri de azalmaktadır. Meyve ağaçları içerisinde çinko noksanlığı en çok turunçgillerde görülür. Bu yüzden de dünyanın hemen her tarafındaki turunçgil bilgilerinde en çok çinko noksanlığına rastlanmaktadır. 
Çinko noksanlığı diğer meyve türlerinde ve bu arada baklagillerle tahıl bitkilerinde görülür. 
Örneğin tahıllarda çinko noksanlığı genç yaprakların normal yeşil renklerini kaybederek kırmızımsı bir renk almalarına, yaşlı yaprakların ise ölmelerine sebep olur. 
Tahıl samanının grimsi bir renk göstermesi de çinko noksanlığının tipik bir arazı olarak kabul edilmektedir. 
Çinko noksanlığı bitkilerde genellikle kök teşekkülü üzerinde de önemli bir etki yapar ve bitkide kök sisteminin çok zayıflamasına neden olur. Çinko noksanlığına özellikle meyve ağaçlarında sık rastlanır. En duyarlı meyveler turunçgiller ve şeftalidir. 
Mısır, soya, pamuk, patates, fasulye, soğan çinko noksanlığına duyarlı türlerdir. Lahana, havuç, marul, kereviz, bezelye ve ıspanak orta derecede duyarlı sebzelerdir. 
Buğdaygiller çinko noksanlığına duyarlı olmamakla birlikte, çinko miktarı düşük topraklarda yetişen buğdaygil bitkilerinde çinko noksanlığı olur. 
Buğdayda yeşil yaprakların üst kısımlarında klorozlu lekeler olıuşur. Klorozlu bölgeler önce beyaza, sonra kahverengine döner. Daha sonra lekeler birleşerek tüm yaprağı kaplar ve yaprak ölür. Genç yapraklar normal renkli fakat küçüktür. 
Mısırda genç yapraklarda açık yeşil renk ve orta damarın her iki yanında beyaz veya sarı renkli çizgiler şeklinde bir görünüm oluşur. Boğum araları kısalır ve bitki cüce bir görünüm alır. 
Çeltikte çinko noksanlığı çok görülür. Genç yaprakların orta damarları sarımsı yeşil bir renk alırlar. Bu renk değişimi yaprağın orta kısımlarında daha belirgindir ve uç kısma doğru azalır. Yaşlı yaprakların uç kısımlarında koyu kahve nekrotik lekeler oluşur. Gövde kısa kalır, kardeşlenme olmaz. 
Patateste çeşitler arasında çinko noksanlığına duyarlık bakımından önemli farklar vardır. Büyüme çok zayıflar. Yapraklar deforme olur ve grimsi kahve veya bronz rekli lekelerle kaplanır. Bu görüntüler genç yapraklarda daha fazladır. Yaprak ayası çoğunlukla kalınlaşır. Noksanlığın şiddetli olması halinde yaprak dökümü olur ve sonunda bitki ölür. 
Şeker pancarında yeni çıkan yapraklar sarımsı yeşil renkli olurlar. Noksanlığın devamlı olması halinde, yaprak ayası beyazımsı bir renk alırken, damarlar ve yaprak sapları bir süre yeşil renklerini korurlar. Bu görüntü pancarda beyaz leke hastalığı olarak adlandırılır. Sıcak güneşli havalar bu semptomu artırır.
Pamukta boğum araları kısalarak bitki bodur çalımsı bir görüntü alır. Önce orta kısımlardaki tam olgunlaşmış yapraklarda, damar aralarında klorozlu lekeler görülür. Daha sonra damarlar da etkilenerek, yaprak ayasını kırmızı lekeler kaplar. Yapraklar normale göre daha kalın olurlar. Olgunlaşmasını tamamlamış genç yapraklarda kahverengi lekeler vardır. Daha küçük yapraklar anormal şekilde kalın ve gevrektir ve kenarları yukarı doğru kıvrık vaziyettedir. Noksanlığın ileri devrelerinde yapraklar çok küçülerek rozet oluşumu görülür. Koza tutumu azalır ve olgunlaşma gecikir. Fasulyede boğum araları kısalarak bitki bodur, çalımsı bir hal alır. Yapraklar açık yeşil-sarı renklidir. Çiçek dökümü olur, baklalar küçük ve boş olur. Soyadaki semptonlar fasulyedekine benzer şekildedir. 
Sera salatalıklarında, boğum aralarının kısalması nedeniyle bitki küçük boylu kalır. Yaşlı yapraklar ağ şeklinde veya mozaik şeklinde lekeli, sarımsı yeşil renklidirler. Noksanlık ilerledikçe yapraklar tamamen sarıya veya sarımsı beyaza döner. Genç yapraklar ve büyüme noktaları küçülerek rozet şeklini alırlar. Son çıkan yapraklar olağanüstü küçüktür. Orta yapraklar açık yeşil ve sarımsı yeşil yamalı bir görüntüdedirler. Çiçek sayısı az ve genellikle döllenmemiş durumdadır.
Domateste meyveler büyümeden kızarırlar. Boğum araları kısalır bitki bodur görünür. Yaşlı yaprakların kenarları bazen yukarı doğru kıvrık olur ve gayri muntazam dağılmış, sarımsı yeşil lekeli bir görüntüdedir. Klorozlu bölgelerde sonradan beyazımsı kahve ve kahve renkli lekeler oluşur ve hızla tüm yaprak yüzeyini kaplar. Daha sonra yaprak kurur ve ölür. Başlangiçta damarlar etrafında dar bir şerit halinde yeşil alan kalır. Orta yapraklar oluşumundan itibaren küçüktür ve koyu yeşil renklidirler, kenarları az çok yukarı doğru kıvrıktır, toprak sapının ucuna doğru, yaprak iyice daralır ve kıvrılır. Yapraklar normalden kalın ve gevrek bir yapıdadır.
Marul rozet şeklinde bir görüntü alır ve büyüme geriler. Yaşlı ve orta yapraklarda kenarlarda kahverengi lekeler, aralarda ince kağıt gibi sarımsı yeşil nekrotik lekeler oluşur. Sonradan bu nekrotik lekeler genişleyerek tüm yaprağı kaplar. Yaprakların ışık görmeyen kısımları yeşil ve sağlıklı kalırlar, ancak bitki genel görünüm itibariyle yanık bir görüntü verir.
Meyve ağaçlarının hepsinde çinko noksanlığının tipik belirtisi, daralmış, küçülmüş yapraklar ve rozet oluşumudur.
Bu oluşumun nedeni ise boğum arası mesafelerin oldukça kısalmış olmasıdır. Yaprak yüzeyinde damar kenarları yeşil kalmak üzere, damar aralarında sarı mozaik şeklinde lekeler oluşur. Noksanlık çok şiddetli değilse sadece yaprakları etkiler, sürgün gelişimi normal devam eder. Ancak noksanlık şiddetli ise sürgün gelişimi tamamen durur. Sürgünlerde meyve tomurcuğu sayısı azalır veya tamamen yok olur. Taş çekirdekli meyvelerin meyve etlerinde kararmalar görülür. Elma ağaçları çeşitlerime göre çinko noksanlığına duyarlılık bakımından aralarında büyük farklılıklar gösterirler. Turunçgil ağaçlarında noksanlığı en çok görülen besin maddesi çinkodur. Özellikle fosfor fazlalığı nedeniyle ortaya çıkan çinko noksanlığı, turunçgillerde çok yaygındır. Meyveler susuz ve lezzetsiz olurlar.
Bağlarda da çinko noksanlığı yaygın olarak ortaya çıkmaktadır. Erken ilkbaharda oluşan yapraklar küçük, dar ve dişli olurlar. Damarlar arasında çok sayıda klorozlu lekeler oluşurken damarların etrafında 1-2 mm genişliğinde bir bölge yeşil rengini korur. Alt yapraklar yeşil kalır veya hafif klorozlu olurlar. Semptonlar sürgün uçlarına doğru daha şiddetli bir hal alırlar.Ana sürgünler çalımsı bir hal alırlar. Salkımlar seyrek ve üzüm taneleri küçük olur. Noksanlık şiddetli ise meyve çok az olur.
Çayda çinko noksanlığında yapraklar olağanüstü küçük, orak şeklinde kıvrık ve klorozlu olurlar. Daha çok sürgün uçlarında oluşan kloroz bahçeye sarı bir görüntü verir.  

0 yorum:

Yorum Gönderme